top of page

Nedir bu yavaş moda dedikleri?

Güncelleme tarihi: 25 Kas 2022

Bu yazıda hızlı moda akımlarına ve hızlı üretime karşı doğmuş bir hareketi ele alalım istedik: Yavaş moda. Peki nedir bu yavaş moda?




Modanın yavaşı, hızlısı mı olur? diyebilirsiniz. Yavaş moda, hızlı modanın aksine moda dünyasının yarattığı aşırı üretim ve tüketime karşı gelen bir akım. Her gün değişen trendlere karşı gelen, adil ve etik olmayan üretim şartlarına bir dur diyen, üretici ve tüketiciyi dünyaya zarar vermemesi gerektiğine dair bilinçlendiren akım.


Tekstil, dünyada üretim yaparken aslında kaynakların çöpe dönüşmesinde en büyük neden olan sektörlerden birisi haline gelmiş durumda. Yapılan araştırmalara göre tekstil endüstrisi küresel su kirliliğinin %20'sinden, küresel karbon emisyonlarının %10'undan (bu, uluslararası uçuşlar ve deniz taşımacılığının toplamından daha fazla) sorumlu ve hızlı moda anlayışı sürdükçe bu oranların artması kaçınılmaz hale geliyor. Peki biz tüketime değil üretime yönelmekten bahsederken bir ürün nasıl sayılı kullanımdan sonra hatta ve hatta hiç kullanılmadan çöpe dönüşebilir, biz bu duruma nasıl "dur" diyebiliriz? Toplumu oluşturan biz bireylerin kendi çabalarıyla yapabilecekleri girişimlerle dünyada nasıl değişimler sağlayabiliriz? Bunların cevabı aslında çok basit. Uygulandığında ise hem çevreye hem cebimize yarar sağlar.


Ekolojik moda, yeşil moda veya bizim daha çok kullanacağımız tabirle "yavaş moda"yı tanıyalım.

İster istemez parçası olduğumuz hızlı moda sektörünün doğa ve insan sömürüsü üzerine kurulu olduğunu söyleyebiliriz. Tüketim hızı ve sıklığı arttıkça, malzeme kalitesi ve çalışma koşulları gibi pek çok önemli unsurdan feragat etmeyi seçen hızlı moda sektörü, insan hakları ihlallerinden çevre kirliliğine kadar pek çok alanda en büyük aktörlerden biri. Hayatımız, giyim ve alışveriş alışkanlıklarımız hep böyleymiş gibi geliyor olabilir. Ancak, çocukluğumuzu veya bizden önceki nesillerin yaşam pratiklerini düşündüğümüzde moda sektörünün bu kadar tüketim odaklı olmadığını, alışveriş pratiklerinin daha bilinçli olduğunu hatırlamak zor değil.


Yavaş moda anlayışı da tam olarak bunu hatırlatmayı ve eski pratiklere dönüşü mümkün kılmayı amaçlıyor. Daha az sayıda ama daha kaliteli giysiler kullanma bilincine geri dönebilirsek, hızlı moda sektörünün yarattığı çevre tahribatını onarmak, en azından azaltmak mümkün. Yani, yavaş moda anlayışı, aldığımız kıyafetlerin nerede ve kimler tarafından üretildiğini, malzemenin nereden tedarik edildiğini bildiğimiz, insan haklarının ihlal edilmediği koşullarda üretildiğinden emin olduğumuz ve uzun yıllar boyunca gerektiğinde onararak veya dönüştürerek kullanmaya devam edebileceğimiz bir moda sektörü tahayyülü sunuyor. 


Yavaş modanın genel anlayışı, biraz farklı bir odak noktası olan sürdürülebilir moda olduğudur. 2007'de yazar ve aktivist Kate Fletcher, "The Ecologist" için bir makalesinde yavaş moda terimini kullandığında, giyim endüstrisine bakış açımızı yeniden değerlendirme ihtiyacının ana hatlarını çizdi. Yavaş modayı zamana dayalı değil, kaliteye dayalı olarak görüyordu. Fletcher makalesinde, hızlı moda aslında hız ile ilgili değil, açgözlülükle ilgilidir: daha fazla satmak, daha fazla para kazanmak dedi. Sadece tüketicilere değil, tasarımcılara ve markalara da yavaş modanın dayandığı temel olmaya devam eden bir kavram olan kaliteye odaklanmaları çağrısını yaptı.


Basitçe anlatmak gerekirse tükettiği kaynakların farkında olarak daha uzun süre giyebileceğimiz, kaliteli ve yapımında çevreye zarar gelmeyen kıyafetler tercih etmeye yavaş moda deniyor. Doğal olarak bu moda akımı, fabrikasyonla ve büyük markalarla el ele yürümüyor. Aksine daha yerel atölyelerin üretim sürecini tamamen sürdürülebilir ve şeffaf şekilde yürüttüğü kıyafetler yavaş moda yaklaşımının temelini oluşturuyor. 


Yavaş moda sisteminde, hızlı modanın zıttı olarak bir parça giysi üretmek için daha fazla zaman harcanmaktadır, bu nedenle daha az miktarda üretim yapılmaktadır. Kârlılığı sürdürmek için, yüksek kalite hedef alınmaktadır ve bu durum yüksek fiyatlandırma gerektirmektedir. Yüksek kalite ve yüksek fiyatlandırma stratejisi, tüketicilerin ürünlere daha fazla değer vermesini ve kısa bir zaman dilimi içinde atmadan, ürünleri daha uzun süre kullanmasını amaçlamaktadır. Bir çok marka ve tasarımcı, sürdürülebilirliği yaygınlaştırmak amacıyla, moda döngüsünün hızlı üretim ve hızlı tüketim döngüsünden, yavaş moda sistemine doğru geçiş yapması gerektiği kararını desteklemektedir. Düşük hızda üretim, aynı zamanda hammaddelerin doğal olarak büyümesine zaman açısından katkı sağlamaktadır. Ürünler az miktarlarda daha geniş zamanda üretilebilmektedir. Bu döngü, kaynak tüketimini ve atık miktarını azaltmaktadır. Giysileri üreten işçiler, fazla mesai yapmak zorunda olmadıklarından dolayı, her bir ürün için daha fazla zaman ayırabilmektedir.


Bu durum, yüksek kalitede üretimi mümkün kılmaktadır. Yavaş moda, tüketicilerin, daha dayanıklı olan ürünleri, daha az sayıda satın almalarını sağlamayı amaçlamaktadır. Sonuç olarak, kullanım ömrü uzun olan, dayanıklı malzemelerden yapılmış zamansız tasarımları giyebilmektedirler. Yerel kültürden veya yerel kaynaklardan faydalanarak yapılan üretim şekli, üreticilerle tüketiciler arasındaki mesafeyi kısaltan, tasarım, üretim, tüketim ve kullanım açısından etkileri olan, daha sürdürülebilir ve etik bir yol olarak yavaş modaya uygun üretimi desteklemektedir. Üretici ve tüketici arasındaki mesafenin kısalması, daha şeffaf bir üretimin yapılmasını sağlamaktadır, aynı zamanda tasarımcılar, üreticiler ve tüketiciler arasındaki işbirliğini kolaylaştırmaktadır. Yerel üretime yönelim ve şeffaf sistem, aynı zamanda karbon emisyonunu önemli ölçüde azaltarak, çevresel sürdürülebilirliğin arttırılmasını sağlamaktadır.

Fabrikasyondan uzak bir şekilde üretim nasıl yapılır? Bu sorunun cevabı aslında aşikar. Ama 20. yüzyılın başından beri biz insanoğlu bu sorunun yanıtını veremez hale geldik. Oysa ki uzun yıllar önce zaten tüm dünyaya yavaş moda hakimdi. Dünyanın her yerinde , keten gibi sürdürülebilir ve kaliteli materyallerden yapılan, trend olma derdinden uzak, giyime her zaman müsait zamansız kıyafetler giyiliyordu. Sezon kavramı diye bir şey de yoktu. Büyük alışveriş mağazalarından önce yerel kaynakları besleyen ve yerel üretimi destekleyen küçük dükkanlar vardı. 


Günümüzde her yıl üretilen her beş yeni giysi için üç giysi atılıyor. İnanılmaz bir şekilde, araştırmalar giysilerimizin %90'ının olması gerekenden önce atıldığını gösteriyor.


Yavaş Modayı Hayatımıza Nasıl Dahil Edebiliriz? 

Sürdürülebilirlik, bilinçli alışveriş, çevre dostu malzemeler, etik üretim koşulları, insan onuruna yakışır çalışma koşulları gibi pek çok önemli unsuru içinde barındıran yavaş moda anlayışının en önemli ve güçlü aktörü tüketici. Tüketici kararlarıyla şekillenen ve tamamen talep üzerine kurulu moda sektöründe değişim yaratabilmek için bireysel olarak yapabileceğimiz çok şey var.


1. Tercih ettiğimiz markaların sürdürülebilirlik, çevre ve işgücü konularında ne gibi sorumluluklar üstlendiğini öğrenerek ve kararlarımızı buna göre vererek işe başlayabiliriz. Aldığımız ürünün üretim şartları, çalışanlarına verdiği değer (ücret politikası, çalışma koşulları vs. gibi) ve çevreye verdiği zararları araştırarak sadece maddi değil, manevi açıdan da ne kadar doğru bir tercih yaptığımızı bilerek hareket edebiliriz.


2. Biraz Yavaşla - daha az satın al; alırken seçimlerini daha özenli yap; aldıklarını daha uzun süre kullanmaya gayret et.


3. Uzun vadeli düşün, kaliteye önem ver.


4.Tarzının farkında ol - uzun süreli giyeceğin kıyafetleri tercih et. Alışverişe çıkmadan geçmiş kıyafet alışverişlerini ve gardırobunu yeniden gözden geçirmek alışverişlerinde inanılmaz bir verim sağlayacaktır. Alışverişlerinde bunun bilincinde hareket et.


5. Sürdürülebilir seçeneğini tercih et. Organik olanı, adil koşullarda üretilmiş olanı tercih et. Aklındaki kıyafeti önce ikinci el kıyafet sitelerinde araştır. Çevrenle kıyafet değişimleri gerçekleştir. Özellikle sana büyük ya da küçük gelen bir kıyafeti arkadaş veya yakın çevrene verebilirsin. Benzer zevklere ve bedenlere sahip olduğun arkadaşlarınla ortak gardırop oluşturabilirsin. Evet bu kulağa biraz garip gelebilir, ama bunu zaman zaman zaten yapmıyormuyuz.


6. Kıyafetlerine iyi bak. Kıyafetlerini daha az yıka. Yeni kıyafetler almak yerine var olanları koru ve ufak hasarları kullanılabilecek şekilde tamir et.


Kısa ömürlü trendlerden uzak durarak ve sürdürülebilir malzemelerden yapılmış giysileri tercih ederek gardırobumuzdaki parçaların ömrünü uzatmak aslında bu kadar basit. Minimalizm, sürdürülebilir yaşam, kapsül gardırop vb. yavaş moda dostu akım ve pratiklerden yararlanmak da mümkün. Ancak yavaş modayı hayatımıza dahil edebilmek için asıl önemli olan tüketim hızımızı mümkün mertebe azaltmak, yani daha az alışveriş yapmak. Bunun için de alışveriş yaparken bilinçli olmaya gayret etmeli, kaliteye öncelik vermeliyiz. Onarım ve ileri dönüşüm gibi kavramları hayatımıza dahil ederek kıyafetlerimizin ömrünü uzatabilir ve sık sık alışveriş yapma ihtiyacımızı da azaltabiliriz.


Yavaş moda akımı moda dünyasının saygılı ve olması gereken yüzü diyebiliriz. Hızlı moda sadece trendlerin hızlıca değişmesi ve ayak uydurmamız gereken bir dünya değil. O hızın arkasında milyonlarca işçi etik olmayan şartlarda çok az maaşlara çalışıyorlar. Bugün üzerimize giydiğimiz kıyafetlerin birçoğu Küresel Güney ülkelerinde çok zor şartlarda üretiliyor. Önce tüketim alışkanlıklarımızdan vazgeçmeliyiz ki dünya yavaş modayı önemseyip ona doğru bir adım atabilsin. Ciddi anlamda yavaşlamamız gereken bir dönemde yaşıyoruz ve yavaş moda ile birlikte yavaş hayatı da önemsemeliyiz.

10 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page